TwitterFacebookTwitter
); ?) {this.value = Stratejik Yönetim

Adi ortaklıkların ne gibi vergi avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır?

Cevabı

Öncelikle sormuş olduğunuz soru doğrudan bizim görev alanımıza girmemektedir. Ancak bu konuyla ilgili şu kısa bilgileri verebilirim.

Adi şirket, iki ya da daha fazla sayıda kişinin emek ve sermayelerini birleştirmek suretiyle iktisadi bir amacı gerçekleştirmek üzere kurdukları ortaklıktır. Adi şirketin kuruluşu, herhangi özel bir şekle tabi tutulmamıştır. Kurucuları gerçek ya da tüzel kişiler olabilir. Kuruluş sözleşmeleri herhangi bir şekle bağlı değildir. Adi şirketlerin tüzel kişilikleri de yoktur. Ancak, adi şirketlerin bir ticaret unvanları olabilmekle beraber, bu ticaret unvanının müstakil olarak ticaret siciline tescili de mümkün değildir. Adi şirketin tüzel kişiliğinin olmaması nedeniyle, şirketin ortakları şirket alacaklarına karşı birinci dereceden sorumludur.

Adi şirketin konusu; kanuna, ahlaka, kamu düzenine ve şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla herşey olabilir. Şayet, adi şirketin konusu; kanuna, ahlaka, kamu düzenine ve şahsiyet haklarına aykırı olursa şirket hakkında Borçlar Kanunu’nun butlan hükümleri uygulanır

Adi şirketlerin sermaye payında önemli olan, taahhüt edilen sermayenin fiilen getirilmesi değil, taahhüt edilmesidir. Çünkü adi şirket ortakları şirketin borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ve sınırsız sorumludur.

Adi şirketlerin sona erme halleri Borçlar Kanunu’nun 535. maddesinde ayrıntılı olarak sayılmış olup, öngörülen amacın sağlanması ya da olanaksız hale gelmesi, süreli kurulmuşsa bu sürenin tamamlanması, bunlara örnek olarak sayılabilir. Adi şirketlerin genel özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

-Adi şirket, ortaklar tarafından temsil olunur. Şirket adına yapılacak muamelelerin temsil yetkisi içinde olması koşuluyla, tüm ortakları bağlaması esastır.

-Her ortak nakit, alacak, mal veya emek olmak üzere, sermaye koymakla yükümlüdür.

-Aksine sözleşme olmadıkça, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, sermayesinin değeri ve niteliği ne olursa olsun eşittir.

-Şirket ortakları açısından rekabet yasağı söz konusudur.

-Ortaklığın iktisap ettiği veya ortaklığa devredilen alacaklar ve ayni haklar, şirket sözleşmesi uyarınca ortaklığa ait olur.

-Ortakların sınırsız sorumluluğu söz konusu olup, ortaklığın sona ermesi, üçüncü kişilere karşı olan borçlanmayı değiştirmez.

-Gelir Vergisi Kanunumuz esas itibariyle gerçek kişilerin, Kurumlar Vergisi Kanunumuz ise tüzel kişilerin vergilendirilmesine yönelik hükümler içermektedir. Dolayısıyla herhangi bir gerçek veya tüzel kişiliği bulunmayan adi şirketler GVK’ya ilişkin esaslara göre vergilendirilemeyecekleri gibi KVK’nın 1. maddesinde de sayılmadıklarından, kurumlar vergisi mükellefi de değildirler. Adi şirketler vergi uygulamasında bağımsız bir birim ve muhatap olarak kabul edilmektedir. Adi şirket ortaklarının ortaklık faaliyetinden kendilerine düşen kar hisseleri, GVK hükümlerine göre ayrı ayrı ortak bazında vergilendirilecektir.

Adi Şirket Ticari Faaliyetle Uğraşıyorsa;

Ticari faaliyetin asıl unsurları; faaliyetin devamlı olarak ve bir organizasyon içerisinde yapılmasıdır. Her ne kadar, Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. maddesinde bu konuda açıklık yoksa da, 82. maddesinde arızi olarak ticari muamelelerin icrasından veya ticari muamelelere tavassuttan elde edilen gelir unsurunun, sair kazanç ve irat (arızi kazanç) sayılmış olması, 37. maddeye göre, ticari kazancın kaynağını teşkil edecek ticari faaliyetlerin devamlı şekilde, mutad faaliyet olarak yapılması gerektiğini göstermektedir.

GVK’nın 37. maddesinin 3. fıkrasında;

“Kollektif ortaklıklarda ortakların, adi veya eshamlı komandit ortaklıklarda komandite ortakların ortaklık karından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir (66. madde hükmü mahfuzdur).”

şeklinde yer alan hükümde, adi ortaklıklar sayılmamıştır. Ancak vergilemede temel prensip gereği, TTK hükümlerine göre kurulan diğer şahıs şirketlerinin ortakları gibi adi şirket ortaklıklarının da ortaklık payına düşen kar, bu ortaklar bakımından ticari kazanç olarak gelir vergisi beyannamesine dahil edilerek vergilendirilecektir.

Adi şirketlerde, şirketin kazancının ilgili bulunduğu dönem, aynı zamanda ortaklar yönünden de ticari kazancın elde edildiği dönem olmaktadır.

Adi şirket ortaklarının gerçek veya tüzel kişi olması elde edilen kazancın ticari kazanç olması niteliğini değiştirmeyecektir. Eğer, adi şirket ortakları gerçek kişilerden oluşmakta ise, her bir ortağın hissesi oranında elde edilen gelir, ortağın ticari kazancı olarak şahsi gelir vergisi beyanına intikal ettirilerek, artan oranla vergilendirilecektir.

Ortakların tüzel kişilerden oluşması durumunda ve iş ortaklığı şeklinde bir kuruluş söz konusu ise ortaklıktan elde edilen kar, kurumlar vergisi kapsamına girmektedir. Ancak 4369 sayılı Kanunu’un 81. maddesiyle yapılan değişiklikle iş ortaklığı mecburi olmaktan çıkarılmıştır. KVK’ya eklenen geçici 27. madde ile 29.07.1998’den önce iş ortaklığı olarak mükellefiyet tesis ettirmiş olanlara da iş ortaklığı olmaktan çıkma hakkı tanınmıştır. Bu durumda iş ortaklığından çıkanlar da adi ortaklık olarak işlem görecek, ortaklıktan elde edilen gelir kurum kazancı olarak beyannameye intikal ettirilecektir. Adi ortaklıkların ortakları, basit usulde gelir vergisine tabi olabileceği gibi, ikinci sınıf tüccar olarak, işletme defteri veya birinci sınıf tüccar olarak bilanço esasına göre de defter tutabilirler.

Adi ortaklıkta basit usulde ticari kazancın tespit edilmesi esnasında, GVK’nın 47. maddesinde yazılı yıllık kira bedeli ve 48. maddede yazılı iş hacmi ölçüleri toplu olarak, diğer şartlar ortakların her biri için ayrı ayrı aranır. Ortaklarından birisi gerçek usule göre gelir vergisine tabi bulunan ortaklıklarda, diğer ortakların ticari kazancı da gerçek usulde tespit olunur. Adi ortaklık halinde çalışanlardan aynı zamanda diğer şahsi bir işle de iştigal edenlerin gerçek veya basit usulden hangisine göre vergilendirileceği, 47. maddenin 2 numaralı bendi ile 48. maddede yer alan ölçülerden şahsi işine ait olanlara ortaklıklardan hissesine düşen miktarların eklenmesi suretiyle tespit olunur. Şahsi işin mevcut olmaması halinde, muhtelif ortaklıklardaki hisselerin toplanması ile yetinilir (GVK md. 46).

GVK’nın 47. maddesinde, işte bilfiil çalışmak veya işin başında bulunmak ve ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak, basit usule tabi olmanın genel şartı olarak sayılmıştır. Bu nedenle, adi ortaklıkta ortakların her birinin ticari kazançlarının basit usulde tespit edilebilmesi için ortaklardan hiçbirinin gerçek usulde vergilemeyi gerektiren ticari, zirai veya mesleki faaliyeti bulunmaması gerekmektedir. Adi ortaklardan sadece birinin ortaklık dışındaki faaliyeti nedeniyle defter tutmayı gerektiren bir kazancı varsa ortaklık kazancının, dolayısıyla da diğer ortaklarının kazancının gerçek usulde tespiti gerekmektedir.

Adi ortaklıklarda ticari kazancın basit usulde vergilendirilmesi esas alınırken, GVK’nın geçici 44. maddesinde belirtilen;

“… Basit usule tabi mükelleflerin 2001 yılı sonuna kadar, ilgili vergilendirme dönemleri için beyan edecekleri safi kazanç tutarlarının, Gelir Vergisi Kanunu’nun, bu Kanunla değişmeden önceki 46. maddesine göre intibak ettirildikleri derecelerin bulundukları yöreler itibariyle belirlenen ve 1998 yılında uygulanacak olan götürü safi kazanç tutarlarının 1999, 2000 ve 2001 yıllarında yeniden değerleme oranında artırılan tutarlarını aşması halinde; beyan edilen tutarlar yerine bu tutarlar vergilemeye esas alınır. Bu uygulamada, takvim yılı içinde işe başlayan veya işi bırakan mükelleflerin götürü safi kazancı, işe başlanılan ay hariç tutulmak ve işin bırakıldığı ay tam sayılmak suretiyle hesaplanan tutardır. Bu süre içinde 48. maddede yazılı hadler aranmaz. 31.12.2001 tarihinde basit usule tabi olmanın şartlarını topluca taşıyanların kazançları, şartları taşıdıkları sürece takip eden yıllarda da basit usule göre tespit edilir…” hüküm de dikkate alınmalıdır.

Adi şirketlerin birinci sınıf tüccar mı, yoksa ikinci sınıf tüccar mı, olduğu faaliyetlerinin hacmine göre, VUK’un 177. maddesinde belirtilen rakamlar esas alınarak belirlenecektir.

 

Yeni Personel Hukuku Kitabı

İçindekileri görmek için tıklayınız. ÖNSÖZ “Yeni Personel...
Harcama Belgeleri Mevzuatı Kitabının Detayı

Toplum Temeli Erken Çocukluk Eğitim Kılavuzu

Erkan KARAARSLAN’ın katkıları ile UNİCEF tarafından...
Harcama Belgeleri Mevzuatı Kitabının Detayı

Belediye Gelirleri

    Kitabın İçindekiler Bölümü için Tıklayınız…   Yazar  Yayına...
Harcama Belgeleri Mevzuatı Kitabının Detayı

Yeni Personel Hukuku

  ÖNSÖZ “Yeni Personel Hukuku” isimli eserimizle...
Harcama Belgeleri Mevzuatı Kitabının Detayı

Belediye Mevzuatı

  Kitabın içindekiler bölümü için tıklayınız…


Harcama Belgeleri Mevzuatı Kitabının Detayı

Açıklamalı 6360 Sayılı Kanun

ÖNSÖZ Ülkemizde mevzuat yapıcılığı eski bir meslektir....
Harcama Belgeleri Mevzuatı Kitabının Detayı

Türk Hukuku

      İçindekiler İçin Tıklayınız…


Harcama Belgeleri Mevzuatı Kitabının Detayı

Tüm Videoları İzlemek İçin Tıklayın

Kent Planlamasında Stratejik Plan ile Bütçe İlişkisi

Stratejik plan hazırlanırken faaliyet raporları, performans programı ve bütçe uyumlu olmak zorundadır. Stratejik plan hazırlanmadan önce oluşturulacak...