| Soru » Yerel Yönetimler hesap planında; net değer hesabında, 500 02 Varlık Envanteri hesap kodunun altında Demirbaşlar, Taşıtlar, Tesisi makine ve cihazlar, binalar mevcut fakat stoklar la ilgili herhangi bir hesap kodu bulunmamaktadır. Taşınırlarda envanter kaydı yapılırken sarf malzemelerin (150 ilk madde ve malzeme hes) 500 – net değer hesabında hangi alt koda kaydedileceği konusunda yardımcı olur musunuz? |
Cevabı » Göster
Söylediğiniz konuda çok haklısınız. Genel Bütçeli İdareler için hazırlanan hesap planında 500.02.06 stoklardan envanteri yapılanlar adını taşımaktadır. Mahalli idareler kendi hesap planlarında kod olmadıüı durumlarda Genel Bütçe Hesap Planını kullanabilir bu nedenle 500.02.06 nolu hesabı kullanabilirsiniz. |
| Soru » Selamlar,iyi çalışmalar,
Defterdarlıklar tarafından geçen hafta belediyelere verilen eğitimde 920 hesabın borcu ile 258 hesabın borcunun eşit olması gerektiği anlatılmıştır. Belediyeler hizmet alımı yöntemiyle personel çalıştırmakta ve bununla ilgili yaptıkları sözleşmeleri de 920 hesap ile takip etmektedir. Bu durumda 258 hesap hakedişlerde kullanılmıyor. Ya bu tür sözleşmeli işleri yanlış işliyoruz ya da 258 hesabın borcu ile 920 hesabın borcu eşit olması gerekmiyor. Hangisi doğrudur? |
Cevabı » Göster
Sanıyorum bir yanlış anlama var.
258 nolu hesap ile 920 nolu hesabın borcu niye aynı olsun.
Bir çok noktada bu hesaplar birbirinden bağımsız çalışır. Başlangıçta taahhüdün tamamı 920 nolu hesaba borç kaydediliyor. Bunlardan gerçekleşenler 258 nolu hesaba borç yazılıyor. 920 nolu hesaptan düşülüyor. 258 nolu hesabın borcu ile 921 nolu hesebın borcu arasında bir ilişki vardır. Bu ilişki 920 nolu hesabında alacağı arasında da vardır. Ancak bu ilişkiyi mutlak eşitlik şeklinde kabul etmek de mümkün değildir. Sizinde belirttiğiniz gibi bu hesapların birbirinden bağımsız kullanıldığı durumlarda söz konusudur. Ayrıca yıl başı devirlerden akynaklı olarak da borç ve alacak rakamları farklılaşmaktadır. Yine fiyat farklarının ve iş artışlarının tam olarak taahhüt hesaplarına mal edinme yöntemlerinde de sorunlar vardır. Yine bir başka husus KDV.den kaynaklı farklılar vardır. Dolayısıyla size böyle bir eşitlikden bahsedilmiş olacağına ihtimal vermek istemem. |
| Soru » İlçemiz 22.03.2008 gün ve 26824 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5747 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun gereğince kurulmuştur. Üstadım size sorum geçici görev ile bu ilçelere görevlendirilenler Harcırah Kanununa göre yol gideri alabilirler mi? bu ilçelere ait köylere görevli giden personel yevmiye ve yol gideri alabilir mi teşekkürler. |
Cevabı » Göster
Çok ilginç ve anlamlı bir soru sormuşsunuz. Bildiğiniz gibi Harcırah Kanununda ihtiyaç üzerine bir düzenleme yapmıştık ve 5216 sayılı Kanunla Büyükşehir sınırlarında yapılan değişikliklerin Harcırah Kanunu açısından hüküm ifade etmediğini yazmıştık.
Tabi 5747 sayılı Kanun bir başka norm. Bu normla büyükşehir içinde kurulan yeni ilçeler ve bunlara bağlı diğer yerlerle ilgili konu ezbere konuşulamayacak kadar ciddi.
Düşüncem şu şekilde 5747 sayılı Kanunla yeni ilçeler kurulurken ve ilk kademe belediyeler oluşturulurken yine 5216 sayılı Kanun hükümlerinden yola çıkıldı. Dolayısıyla Harcırah Kanunu açısından yine 5216 sayılı Kanun öncesine gitmek gerekiyor diye düşünüyorum. Bu nedenle Arifiye özelinde eğer Arifiye 5216 sayılı kanun öncesinde memuriyet mahalli dışında bir yerse şimdide öyle kabul edilip harcırah uygulaması yapılması gerekir. Belde ve köylerde de durum aynı şekildedir. |
| Soru » Üstadım iyi günler, Bizim takıldığımız konu; maaş aldıktan sonra, örneğin ayın 20\'sinde ücretsiz izne ayrılma nedeniyle, o aya ait emekli keseneklerinin tamamının ilgiliden geri alınıp alınamayacağı konusudur.Bu konuda 16. sıra nolu Muhasebat Genel Müdürlüğü Tebliğinde sorunumuza net cevap bulamıyoruz. |
Cevabı » Göster
Konu şu şekilde eğer memur toptan ödemeyi hak ediyorsa yani memuriyet süresi 5 yıldan fazla ve 15 yıldan az ise herhangi bir kıst uygulamasına gitmeden ödenen emekli keseneklerinin tamamının kişilerden alacaklar hesabına alınması ve tamamının tahsil edilmesi gerekiyor. Memurun durumu bu yıl koşullarına uygun değilse kesenekleri dikkate almıyoruz. |
| Soru » Merhaba Sayın hocam.. İdarelerce İdare Ayrıntılı İç Kontrol Standartları, idarelerin yasal ve idari yapıları ile personel ve mali durumları gibi her bir idarenin kendine özgü koşulları dikkate alınarak katılımcı yöntemlerle belirlenecek ve üst yönetici onayını izleyen 10 işgünü içinde Maliye Bakanlığına gönderilecektir. elazığ belediyesi olarak hazırladığım Ön mali kontrol yönergesini Maliye Bakanlığının Hangi birimine göndermem gerekiyor. Saygı ve Hürmetlerimle.... |
Cevabı » Göster
Ön Mali Kontrol Yönergesini bir yere göndermeniz gerekmiyor. Ancak İç Kontrol Standartlarına uyum sağlamanız gerekiyor. Bunun için 31.12.2008 tarihine kadar en azından bir İç Kontrol Eylem Planı hazırlamanız lazım. Bunuda 10 Ocağa kadar Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğüne göndermeniz gerekiyor. Vaktim olsa sizin için birşeyler yapardım ama inan hiç vaktim yok çünkü bu en azından 2 günlük çalışma gerektiriyor. Yinede çok sıkışırsanız yılbaşı haftası yapmaya çalışayım. |
| Soru » Performans Programı hazırlanma zorunluluğu ile ilgili tereddüdlerimiz var.
Yönetmelik ve diğer yazılarda stratejik plandan yola çıkarak performans programlarının hazırlanması gerektiği ve stratejik planlarında 50.000 nüfusun altındakilerin hazırlamayacağı yazdığından bu durumdaki belediyeler performans programı hazırlamalarına gerek olmadığını iddia ediyorlar. Bir kez daha sormak istiyorum, belediyeler önümüzdeki iki ay içersinde hangi nedenlerden dolayı performans programını hazırlamak zorundalar? |
Cevabı » Göster
|
| Soru » Bizim bir problemimiz var. say2000i sistemine geçtikten sonra vezneyede manuel olarak tutulması gereken pul ve değerli kağıtlara ait zimmet defterinin halen zorunlumu eğer değilse de resmi olarak neye göre tutmuyoruz bu konuda yardımcı olursanız sevinirim. |
Cevabı » Göster
Yeni muhasebe sistemi ile birlikte 2004 yılından itibaren tüm defter ve yardımcı defterler yürürlükten kaldırılmış bunların yerine her hasapla ilgili bir yardımcı hesap defterinin tutulması zorunluluğu getirilmiştir. Zimmetle verilen pul ve değerli kağıtlar içinde say2000i ortamında bir büyük defter ve çeşitli yardımcı defterler tutulmaktadır ve bu defterleri de manuel tutmaya gerek bulunmamaktadır. |
| Soru » İdaremizde 4857 sayılı yasaya tabi olarak işçi olarak görev yapan personelin geçici görev ile görev mahali dışında görevlendirilmesi durumunda 6245 sayılı yasaya göre gündelik ödemesiyle birlikte işçinin yapmış olduğu fazla çalışmaya karşılık fazla çalışma ücretinin ödenip ödenmeyeceği konusunda görüş istenmektedir. |
Cevabı » Göster
İşçilere harcırah ödemesi yapılabilir. Bu konuda bir problem yok. Harcırahın 5-15 derece için belirlenen gündelik üzerinden ödemesi gerekir. Kişiye harcırah ödendiği tarihlerde fazla çalışma ve mesai ödenmesi ise çok mümkün değildir. Bildiğiniz gibi fazla çalışma mesai gibi ödemeler fiilien yapılan çalışma karşılığıdır kazanılmış hak değildir. kişi bir başka yerde görevliyken ancak fiilen mesai saatleri dışında çalışıyorsa bu ödeme yapılabilir. |
| Soru » Kamu İhale Kanunun 22/d maddesine göre yapılan araç kiralama işi için ( TOPLAM 601,80 YTL) Firmadan SGK dan ilişiksizlik belgesi istemem gerekir mi? |
Cevabı » Göster
Doğrudan temin işlemlerinde yapılan ödemelerde SGK'dan ilişkisiz belgesi istemenize gerek bulunmamaktadır. |
| Soru » Uçakla bir memur veya bir işçi geçici göreve gidebilir mi? Bunlara yol parası olarak uçak bedeli ödenir mi? |
Cevabı » Göster
Kamuda özellikle yurtiçi görevlere uçakla gitmeyle ilgili uzun yıllardır süren bir soğukluk ve engelleme çalışmaları vardır. Konu sık sık Tasarruf Genelgelerine konu edilmektedir.
Son detaylı Tasarruf Genelgesi 2007/3 sayılı olarak 2007 yılında çıkmış ve Uçakla seyahate ilişkin herhangi bir kısıtlama getirmemiştir. Bu konudaki son hüküm 2005/13 sayılı Başbakanlık Genelgesinde yer almaktadır. Genelge hükmü aşağıdaki gibidir;
"Başbakan Yardımcılıkları, Devlet Bakanlıkları ve Bakanlıklardan yurt içine veya yurt dışına geçici görevli olarak görevlendirilecek (veya gidecek) personelin sözkonusu geçici görevlendirmeler sebebiyle yapacakları seyahatlerle ilgili aşağıda belirtilen hususlarda azami dikkat ve hassasiyetin gösterilmesi gerekmektedir.
1. Yurt içi ve yurt dışı geçici görevlendirmelerin zorunlu hallerde yapılması, görevlendirmelerde görev konusunun açık bir şekilde belirtilerek alınacak onay çıkmadan seyahate
başlanılmaması,
2. Görevlendirmelerde görev süresinin ve görevli sayısının en az düzeyde tutulması,
3. Yurt içi seyahatlerde zorunlu olmadıkça uçak dışında kalan otobüs, tren gibi ulaşım araçlarıyla seyahat edilmesi, sadece üst düzey yöneticilerin zorunlu hallere münhasır olmak üzere alınacak onaylarda belirtilmek suretiyle uçakla seyahatine imkan tanınması,
uygun görülmüştür.
Hükümler dikkatlice incelendiğinde, uçakla seyahet etmek oldukça güçtür. Başbakanlık Genelgesi oldukça zayıf bir mevzuattır. Bağlayıcılığı özellikle merkezi hükümet dışında çok tartışmalıdır. Burada üst düzey yöneticiler dışında kalan kamu görevlilerinin zorunlu hallerde uçakla seyahet edebileceğini düşünmekteyim. Zorunluluk keyfiyeti ise alınacak onaylarda harcama yetkilisince ortaya konulacaktır.
|
| Soru » Birçok konuyu sayenizde öğrendik. Teşekkür ediyoruz. Harcırah avanslarında damga vergisi konusunda bize bilgi verebilir misiniz? |
Cevabı » Göster
Damga Vergisi Kanununa ekli (1) Sayılı Tablonun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün l/b fıkrasına "hizmet karşılığı alınan paralar" ifadesinden sonra "(avans olarak ödenenler dahil)" ibaresi eklenmiştir. Böylece harcırah olarak ödenen personel avanslarından 06.06.2008 tarihinden itibaren binde 6 oranında damga vergisi kesintisi kesin ödeme şeklinde yapılan harcırah ödemelerinden de binde 6 oranında damga vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir.
Harcırahın avans şeklinde ödenmesi halinde ödenen tutardan binde 6 oranında damga vergisi kesilmesi gerekmektedir. Eğer harcırah avans olarak ödenmemişse kesin ödemede uygulanacak damga vergisi oranı yine binde 6 olacaktır. Avansın mahsubu sırasında avans olarak ödenen tutarın üzerinde bir hakediş ortaya çıkması durumunda, avansın üzerindeki tutardan (kesin ödemede sadece ödenen tutardan) binde 6 oranında damga vergisi alınmalıdır. Aksi takdirde avans miktarı üzerinden iki kez damga vergisi alınmış olur. Avans verilmesine ilişkin kağıtlarla avansın mahsubundan sonra varsa kalan miktarın ödenmesine ilişkin kağıtlar ayrı ayrı vergilendirilecektir. Avans miktarı ile hak edilen harcırah miktarının aynı olması halinde ise kesin ödemede bir daha damga vergisi alınmayacaktır. Aksi uygulama, memurdan hem avans verirken hem de mahsup ederken iki kez damga vergisi alınmasına yol açar. |
| Soru » Nakit Akım tablosunda hangi hesapları kullanacağımız konusunda bize yardımcı olursanız çok seviniriz. |
Cevabı » Göster
Nakit Akım Tablosunu çıkarmak aslında çok basit. Bir dönemde elde edilen nakitler ve bunlardan kullanılanlar dolaylı yollarla belirleniyor. Nakit Akım Tablosunda dönem başı mizan ve dönem sonu mizanlar kullanılıyor. Dolayısıyla her dönem çıkarılabilir. Bu mizanlarını gönderirseniz size bir adet örnek çıkarayım. |
| Soru » Milli eğitimde çalışan İlköğretim müfettişleri köylere denetim ve il dişı denetim görevlerinde 161 personel avansları hesabından avans alabilirmi acaba. Üstad bu konuda bizi aydınlatırsanız memnun olurum. Yapacağınız yardımdan dolayı şimdiden teşekkür ederim. |
Cevabı » Göster
İlköğretim müfettişleri ve diğer tüm kamu görevlileri memuriyet mahalli dışına görevlendirilmeleri halinde peşin olarak veya görev dönüşü geçici görev yolluğu alabilirler ve almalıdırlar. Personele geçici görev yolluğunun avans olarak ödenmesi halinde 161- Personel Avansları Hesabı kullanılır. Mahsubunda avans hesabı giderler hesabı ile karşılıklı kapatılır. |
| Soru » Saygıdeğer Üstadım, Bütçede fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyleri arasındaki aktarmalar meclis kararı ile olur. Meclis kararı olmadan aktarma olursa ne olur. |
Cevabı » Göster
Valla nasıl cevap vereyim bilmiyorum. İsterseniz en kötüsünü düşünelim. Bu işlem yasal olarak yapılmamış dolayısıyla yapılmamış sayılması lazım. Dolayısyla ödenek aktarılmadığı durumda ne olur ona bakmak lazım bu işlem yapılmadığı zaman bir ödenek üstü harcama çıkıyorsa bu durumda ödenek üstü harcama yapılmış demektir. Ödenek üstü harcama yapıldıysa yıl sonuna kadar bu durumu düzeltmek lazım düzeltilemezse zaten 5018 sayılı Kanunun ödenek üztü harcamayla ilgili maddeleri yürürlüğe girer. |
| Soru » Bakanlık onayı ile ertesi yıla geçen hizmet alımı işi ihale edilmiş. Ancak son hakediş ertesi yılın Temmuz ayına denk geliyor, yani ertesi yılın Haziran ayını geçiyor. Bu durumda ne tür bir yol izlenmelidir? Saygılarımla..
|
Cevabı » Göster
5018 sayılı Kanunun 27. maddesine göre ertesi yılın haziran ayını geçmeme çok temel bir kural ve istisnası yok. Dolayısıyla bu konuda yapılacak bir şey yok. Ancak 5018 sayılı Kanunun 28. maddesine göre 3 ya da 4 yıllık yüklenmelere girmek mümkün.
Mailinizde çok fazla detay olmadığı için bir şey diyemeyeceğim ama aşağıdaki Kanun hükmünü incelerseniz bir çıkış yolu bulabilirsiniz diye düşünüyorum.
Kanunun 28. maddesi "Türk Silahlı Kuvvetleri Stratejik Hedef Planında yer alan projeler için 2.7.1992 tarihli ve 3833 sayılı Kanun çerçevesinde gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişmeye, ilgisine göre Milli Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı yetkilidir.
Dışişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığının uygun görüşünü almak kaydıyla, yabancı ülkelerde dış temsilcilik binası veya arsa satın alınması, bina yaptırılması veya kiralanması için gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişebilir.
(Ek dördüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.; Değişik: 25/4/2007-5628/2 md.) Yılı bütçesinde ödeneği bulunması ve merkezî yönetim kapsamındaki idareler için Maliye Bakanlığının uygun görüşünün alınması kaydıyla; satın alma suretiyle edinilmesi ekonomik olmayan her türlü makine-teçhizat, cihazlar ve taşıtlar ile hava ambulansı ve yangınla mücadele amacıyla hava ve deniz araçlarının kiralanması veya finansal kiralama suretiyle temini; temizlik, yemek, koruma ve güvenlik ile personel taşıma hizmetleri, 16/6/2005 tarihli ve 5369 sayılı Kanuna göre sağlanan sabit ve ankesörlü telefon hizmetleri ile acil yardım çağrıları hizmetleri ve okullara sağlanan internet erişim hizmetleri, harita, plan, proje, etüt ve müşavirlik hizmetleri, ulusal araştırma geliştirme kurumlarının süreli ve süresiz yayın alımları, orman ağaçlandırma ve amenajman işleri, kit karşılığı cihaz, aşı ve anti-serum alımı için; süresi üç yılı geçmemek, finansal kiralama suretiyle temin edileceklerde ise dört yıl olmak üzere üst yöneticinin onayıyla gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişilebilir. |
| Soru » Tahsilat tebliğleri ile hakediş ve ödemelerden vergi borcu kesintisine ilişkin değişik görüşler ortaya çıkmasıdan dolayı, tereddüt ettiğim konularda yardımcı olursanız çok memnun olurum. 1-) 4734 sayılı kanun kapsamı dışında alımı yapılan mal ve hizmet karşılığı ödenen (Elektrik, su, telefon, doğalgaz, eczanelerden ilaç temini, yerel gazete ilan bedelleri gibi) giderlerde hak sahiplerine yapılan ödeme miktarı 1.000,00 YTL üzerinde mi yoksa 2.000,00 YTL. ve üzerinde bulunanlardan vergi borcu olmadığına dair belge aranılması gerekir. 2-) Yerel gazetelerde yapılan ilan giderlerinin ödenmesinde, döner sermaye saymanlıkları muhasebe birimince nakit mevcudunun yeterli olmaması halinde aynı veya farklı harcama birimlerinden düzenlenen ödeme emri belgesindeki tutarlar hak sahibi adına emanet hesaplarına alınıp, daha sonra nakit olduğunda emanette bulanan tutarın tamamı ödenmesi esnasında, ödeme anındaki miktarlar mı, yoksa belge bazında mı değerlendirilerek vergi borcu sorulacaktı. |
Cevabı » Göster
İhale Kanunu kapsamı dışında yer alan ya da Kanunun kapsamında yer almakla birlikte bir şekilde istisna hükümleri içinde yer alan ödemelerde vergi borcuna ilişkin bir yazıya gereksinim yoktur.
2. Sorunuza gelince belgelerin bir önemi yok önemli olan ödenen bedelin ne olduğudur dolayısıyla birden fazla harcama birimine ait ödeme tek kalemde yapıldığında bunun rakamı önemlidir. Bu 2.000 YTL.yi aşıyorsa belge istenilecektir. |
| Soru » Ön ödeme alan harcama yetkilisi mutemeti aldığı avansdan fazla harcamada bulanabilirmi? Bu konuda yönetmeliklerde bir şey göremedim yanıtlarsanız sevinirim. |
Cevabı » Göster
İlginç ve anlamlı bir soru. Bilindiği üzere avans ülkemizde bir ödeme yöntemi olmaktan çıkmış ve bir alım yöntemi haline gelmiştir. Bu nedenle avans uygulaması önemli bir imkandır buna mutemet eliyle alım diyoruz. Bu nedenle avans uygulaması ile ilgili kurallara tam uymak ve bu imkanı süistimal etmemek gerekiyor. Sounuzda belirttiğiniz hususa şu şekilde cevap verebilirim; sadece avans limitlerininin hiçbirisinin aşılmaması durumunda mutemet avans miktarının üzerinde harcama yapabilir ama genel avans limitini geçen ya da başka limitleri geçen harcamalarda bulunamaz. |
| Soru » Selam Üstadım Öncelikle böyle bir sayfa açtığınız için Allah Sizden razı olsun. Sorum: Sürekli Görev Yolluğunda Tayini Çıkan Personelimizin Eşi Ücretsiz izne ayrılmış eşi de harcırhatan yararlanırmı şimdiden beni aydınalatacağınız İçin Çok Teşkkürler. |
Cevabı » Göster
İlginç bir soru... Memurun eşi ücretsiz izinde olduğu zaman artık onu çalışmıyor sayıyoruz. memura aile yardımı ve asgari geçim indirimi ödüyoruz. Buradan yola çıkarak yanında götürmesi şartıyla memura ücretsiz izinde olan eşinden dolayı yer değiştirme masrafı ve aile masrafı ödenebilir diye düşünüyorum.
Ancak eş daha sonra göreve başlayıp eşiyle aynı yerden aynı yere atanırsa alacağı harcırahda herhangi bir kamu zararına neden olmamak için bunu düşmek gerekir. |
| Soru » Sayın Üstadım, Sizleri Antalyada Mitaged derneğinin düzenlediği seminerde tanıma fırsatımız oldu değerli bilgilerinizden fazlasıyla yararlanma imkanı bulduk. Benim sizlerden öğrenmek istediğim işadamları sokakta yaşayan çocuklar için Ailem Olsun Derneği kurulmuş ve bu dernek çocukların rehabilitasyonu için bina inşaa edilerek bu çocuklara belli bir süre mesleki eğitim verilerek topluma kazandırmak için çalışmalar yapmıştır. Dernek yönetim kurulu ile Belediye arasında yapılan protokolle dernekle ilgili her türlü işletme hakkı Belediye Başkanlığına verilerek Belediyemizin sorumluluğu dahilinde işletilmektedir. Buraya belediyemiz bütçesinden yasal olarak hangi harcamaları yapabileceğimiz konusunda açıklayıcı bilgi verilmesini arz ederim. Saygılar. |
Cevabı » Göster
Aslında konu biraz sıkıntılı, Derneklere yardım yapmak konusunda herhangi bir engel yok. Ama sizin bir derneği Belediye'ye ait bir yermişcesine işletmeniz ise sıkıntılı yani çok sayıda Kanunu içeriyor.Aslında konu biraz sıkıntılı, Derneklere yardım yapmak konusunda herhangi bir engel yok. Ama sizin bir derneği Belediye'ye ait bir yermişcesine işletmeniz ise sıkıntılı yani çok sayıda Kanunu içeriyor.
Bu nedenle ben size bir derneğe nasıl yardım yapacağınızı anlatayım bu çerçevede söz konusu derneğe yardım yaparsınız.
a) İdare bütçesinde bu amaçla ödenek tefrik edilmiş olması,
b) Yardımlarda Kamu yararı gözetilmesi
c) Belediyenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi
ç) Teşekkül ile yardım yapacak idare arasında protokol yapılması,
d) 5072 sayılı Kanun kapsamındaki dernek vakıuf vb olunmaması
e) Kazanç paylaşımı ve kar dağıtımı amacının olmaması
gerekir.
Kolaylıklar.
|
| Soru » Doğrudan teminle alınan bir malın binde 7.5 i , %18 KDV dahil toplam üzerinden mi hesaplanır.
........................................................................................................................ |
Cevabı » Göster
İstihkaklar üzerinden kesilen damga vergisi ödemenin çeşidine göre binde 7,5 veya binde 6 olabilir. Eğer ödemeyi yapan kurum ve ödemenin çeşidi damga vergisine tabi ise doğrudan teminle yapılan alımlarda genel oran binde 7,5 dir.
Damga vergisi matrahına KDV’nin de dahil edildiği uygulamada sık sık görülmektedir. Oysa; Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 30 seri numaralı Damga Vergisi Genel Tebliğinde, damga vergisi matrahına dahil edilen katma değer vergisinin, üstlenilen işin ya da verilen hizmetin bir bedeli olmadığı, bu nedenle katma değer vergisinin damga vergisi matrahına dahil edilmesi halinde, verginin vergilendirilmesi gibi bir sonuç doğuracağı gerekçesiyle, bazı mükelleflerce bu uygulamanın dava konusu edildiği, yargı mercilerinin de, katma değer vergisinin nispi damga vergisinin hesaplanmasında dikkate alınmaması gerektiğine hükmedildiği belirtilerek, bundan böyle nisbi damga vergisine tabi kağıtların muhtevasında, katma değer vergisi yönünden herhangi bir düzenleme olup olmadığına bakılmaksızın;
a-Damga vergisinin, katma değer vergisi hariç olmak üzere sadece işin bedeli üzerinden hesaplanması,
b-Katma değer vergisi dahil edilerek düzenlenen kağıtlardan alınması icabeden damga vergisinin ise katma değer vergisi tutarı düşüldükten sonra kalan meblağ üzerinden hesaplanması, gerektiği belirtilmiştir
Kolaylıklar. |
| Soru » Taşınır Mal yönetmeliğinde, Dayanıklı malların Kayıtlı bulunduğu bir Müdürlükten TİF düzenlemek suretiyle Bir Başka Müdürlüge Devir işleminde Devir yapan Müdürlükte Malın edinim tarihi, Örnek 1995 yılı ise, Devir esnasında Devir alan Müdürlüğe ilgili taşınırın Edinim Tarihi ne olmalı, 1995 yılımı yoksa Kayıt tarihi olan 2008 yılımı olmalı, Konu hakkında görüşleriniz bekler şimdiden teşekür ederim. Saygılarımla |
Cevabı » Göster
Sorduğunuz soru Yönetmelikten gerçekten açıklanmamış son derece tartşmalı bir konuya yöneliktir ve sorunuz yerindedir.
Bu tür durumlarda edinim yılı olarak malın kamu idaresine gerçekten alındığı yılın mı yoksa ilgili harcama birimine devrolunduğu yılın mı dikkate alınacağı hususunda bir tartışma yaşanmaktadır.
Bilindiği üzere harcama birimleri kendilerine devrolunan her türlü dayanıklı taşınır için bir sicil numarası vermektedir. Bu numarada taşınırın hesap planındaki kodu edinildiği yılın son iki rakamı ve kaçıncı taşınır olduğunu ifade etmektedir ki aslında bu kodlama barkod sistemine uygun değildir ve malesef kurumsal kodları içermemektedir.
Sicil numarası açısından bakıldığında da net olarak anlaşılacaktır burada yeni bir sicil numarasına gerek vardır ve edinim yılı yeni edinilen yıl olacaktır. Somut sorunuza göre edinim yılı 2008 dir. Aksi durumda eski sicil numarasıyla o malın kayıtlara alınmasını gerektirir ki bu durumda bir harcama biriminde birden fazla mükerrer aynı sicil numaralarının oluşmasına sebebiyet verir ve bu çok büyük sıkıntılara neden olur.
Burada yeni bir edinim yılı kabul etmenin tek sıkıntısı amortisman uygulamaları açısından ortaya çıkabilirki buda Taşınır Mal Yönetmeliğinin konusu değildir. Bu türden bir sorun yaşanırsa (ki teorik olarak amortisman uygulamaları yararlanma süreleri esas alınarak yapılacağı için böyle bir sorun çıkması mümkün değildir) Bunun çözümününde Duran Varlık Amortisman ve Yeniden Değerleme Defterinde çözülmesi gerekmektedir.
|
| Soru » Sayın Üstad 2007 yılında 12.01.30.0.510 hs 75,00 bütçeleştirimilş borç hes aldım ve bu şekilde 2008 yılına devir yapıldı. Bunu ocakta ödedim ödedikten sonra Bakanlık 12.1.30.62.510 dan 75,00 gönderdi anladımki yanlış kurum kodunda büteçeleştirilmiş borç hs aldım bunu 830 borç 830 alacak diye düzeltmek doğrumu olur saygılarımla |
Cevabı » Göster
Anladığım kadarıyla 831 ve 323 nolu hesapları kapatmışsınız. Bu durumda yanlış bir kod kullanarak ve yanlış bir ödenek kalemiyle bütçe gideri yapılmış görünüyor ki rakam küçük vs ama bunun tam doğrusu düzeltme işlemidir. Düzeltme işlemine karar verirseniz ödenekleride düzeltmenizde fayda var Kayıtlar
----------------- / ----------------------------
835
830
----------------- / ----------------------------
830
835
----------------- / ----------------------------
903
905
905
903
----------------- / ---------------------------- |
| Soru » Sayın Karaarslan, Genel Sağlık Sigortasının 3 yıl ertelendiği ile ilgili duyurunuz var. Bu bilgiye nerden ulaşabilirim. Teşekkürler 18.09.08 |
Cevabı » Göster
Genel sağlık sigortası uygulamaları Kanunla yapılan değişiklikle ertelendi. Ama benim yaptığım duyuru bununla ilgili değil de Genel Sağlık Sigortası Primiyle ilgili 1 Ekim tarihinden itibaren memurlar için % 12 Oranında Genel Sağlık Sigortası Primi hesap edilecek ve Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilecekti bunun karşılığında tüm sağlık harcamaları Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilecekti ancak aşağıda açıklandığı şekilde bu uygulama 3 yıla kadar ertelenmiştir.
AÇIKLAMA: 5510 Sayılı Kanunun Geçici 12. Maddesi Genel sağlık sigortasına geçişi düzenlemektedir ve 17.04.2008 tarih ve 6754 sayılı Kanunla getirilmiştir.
5510 Sayılı Kanuna göre 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren kamu idarelerinin, çalışanlarına sağlık hizmeti sağlamasına ilişkin görevleri, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından devralınacaktı. Kamu idareleri bundan sonra memurlar için ilaç, eczane, hastane ve tedavi yolluğu gibi hiçbir ödeme ve mevzuat yapmayacak sadece % 12 sağlık primi hesap ederek Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderecekti.
Kurum, kamu idarelerinden sağlık primi toplayıp sağlık hizmetlerini kamu çalışanları adına yürütmeye başlayacaktı.
Bu sağlık sisteminde çok önemli bir reform ve değişimdi. Sağlık ödemelerinin tek çatı altında toplanmasının çok önemli faydaları olacaktı. Kamusal sağlık ve personel maliyetleri ciddi bir şekilde azaltacak, sağlık ödemelerine standart getirecekti.
19 Ağustos 2008 tarih ve 26972 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5797 sayılı Kanunun 3. ve 11. maddeleri ile kamu idarelerinin sağlık hizmetlerini sağlama işlemlerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna devri 3 yıla kadar ertelenmiştir. |
| Soru » Kurumumuzda 2005-2007 dönemlerinde aylık bazda ödenen döner sermaye ödemelerinde yeni yapılan inceleme neticesinde kişilere fazla ödeme yapıldığı iddia edilerek geri tahsili istenmiştir. Bu tahsil edilmesi istenen tutarlara hangi aylarda fazla ödeme yapıldıysa yasal faiz işletilecek mi? Yoksa sadece ana para üzerinden tebligat yapılıp geri istenecek. |
Cevabı » Göster
Döner Sermayeli İşletmeler Muhasebe ve Bütçe Yönetmeliğinin 114. maddesinde; "Diğer alacakların takip, tahsil ve benzeri işlemlerinde, 27/9/2006 tarihli ve 2006/11058 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin ilgili hükümleri uygulanır." denilmektedir.
Bu hüküm dolayısıyla Kamu Zararlarına İlişkin Yönetmelik hükümlerini uygulamak durumundayız. Bu yönetmelik yersiz ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faiz uygulaması yapılması gerektiğini hükmetmiştir. Ancak Yönetmelik bu Döner sermayeli işletmeler açısından 1.1.2007 tarihinden itibaren yürürlüğe girmektedir. Bu Yönetmeliğin yürürlüğünden önceki bir borç için uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.
Ben bu açıklamaların yapılmamış olmaması ve memur yararını gözeterek faiz uygulamasının eski mevzuatımızda olduğu gibi kişiye tebliğle başlatılması geerktiğini düşünüyorum. |
| Soru » Sayın hocam saygılar sunuyorum; 657 sayılı Kanunun 143. Maddesinde belirtilen durumlardan herhangi biri oluşmadan, görevden uzak kalınan süreler için eksik alınan 1/3 oranındaki aylıkları Görevime mahkeme kararıyla başlayarak almak belediye başkanlaro açısından kamu zararı sayılır mı? Belediye başkanları 657 sayılı Kanuna tabi midir? 05.09.08 |
Cevabı » Göster
Bilindiği üzere Belediye Başkanları memur veya müstahdem sınıfına dahil olmayıp aldıkları paralar tahsisat şeklindedir. Nitekim özlük hakları 657 sayılı Kanunda değil 5393 sayılı Belediye Kanununda tespit edilmektedir. Belediye Kanununun 39. Maddesinde Belediye Başkanlarına belde nüfusuna göre belirlenmiş bir ödenek verileceği hüküm altına alınmıştır. Aynı maddede “Belediye başkanlığı yapmış olanların, personel kanunlarına tâbi bir kadroya atanmaları hâlinde belediye başkanlığında geçen süreleri memuriyette geçmiş sayılır.” şeklinde özel bir hüküm getirilerek Belediye Başkanlığının kendiliğinden bir memuriyet görevi sayılmadığının altı çizilmiştir. Yine ayni maddede, “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca Devlet memurları ile bakmakla yükümlü bulundukları için uygulanan sosyal hak ve yardımlar, aynı esas ve usûllere göre belediye başkanları ile bakmakla yükümlü bulundukları için de uygulanır.” Denilmek suretiyle Belediye Başkanlarına ve bakmakla yükümlü olduklarına 657 sayılı Kanundaki sosyal hakların uygulanması sağlanmıştır. Hükümden açıkça anlaşılacağı gibi belediye başkanları kendiliğinden ve herhangi bir hüküm olmadan 657 sayılı Kanuna tabi değildir. Kanunun hangi maddelerine tabi oldukları 5393 sayılı Belediye Kanununda belirlenmektedir.
O itibarla Belediye Başkanları 657 sayılı Kanunun sosyal hak ve yardımlarla ilgili hükümlerine tabi diğer hükümlerine ise tabi değildir. Nitekim belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılmasına ilişkin 5393 sayılı Belediye Kanunun 47. Maddesinde de özel hüküm vardır ve belediye başkanları için 657 sayılı Kanunun görevden uzaklaştırmaya ilişkin hükümleri hiçbir şekilde uygulanamaz. Kanunların kıyasen uygulanması da Anayasamıza göre mümkün değildir.
5393 sayılı Belediye Kanununun “Görevden Uzaklaştırma” Başlıklı 47. Maddesinde aynen, “Görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye organları veya bu organların üyeleri, kesin hükme kadar İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilir.
Görevden uzaklaştırma kararı iki ayda bir gözden geçirilir. Devamında kamu yararı bulunmayan görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır.
Görevden uzaklaştırılanlar hakkında; kovuşturma açılmaması, kamu davasının düşmesi veya beraat kararı verilmesi, davanın genel af ile ortadan kaldırılması veya görevden düşürülmeyi gerektirmeyen bir suçla mahkûm olunması durumunda görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır.
Görevden uzaklaştırılan belediye başkanına, görevden uzak kaldığı sürece aylık ödeneğinin üçte ikisi ödenir ve bu süre içinde diğer sosyal hak ve yardımlardan yararlanmaya devam eder.” Denilmektedir. Eğer Belediye Başkanlarının Görevden Uzaklaştırılmasında 657 sayılı Kanunun hükümleri uygulanacaktıysa Kanun koyucu 5393 sayılı Kanunun 47. Maddesini neden düzenlemiştir. Ayrıca 5393 sayılı Belediye Kanunun hem özel Kanun olduğunu hem de zaman açısından daha sonra çıkan bir Kanun olduğunu belirtmek isterim.
5393 sayılı Belediye Kanunun “Uygulanmayacak Hükümler” Başlıklı 84. Maddesinde, “Bu Kanunla, belediyenin sorumlu ve yetkili kılındığı görev ve hizmetlerle sınırlı olarak; 24.4.1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumî Hıfzıssıhha Kanunu, 4.7.1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Selâhiyet Kanunu, 10.6.1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu, 12.9.1960 tarihli ve 80 sayılı 1580 sayılı Belediye Kanununun 15 inci Maddesinin 58 inci Bendine Tevfikan Belediyelerce Kurulan Toptancı Hal'lerinin Sureti İdaresi Hakkında Kanun, 2.7.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 3.5.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu, 14.6.1989 tarihli ve 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun, 27.5.2004 tarihli ve 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, 10.7.2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 1.5.2003 tarihli ve 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda bu Kanun hükümlerine aykırılık bulunması durumunda bu Kanun hükümleri uygulanır.” Denilmektedir.
Söz konusu hükümler birlikte değerlendirildiği zaman, 657 sayılı Kanun hükümlerinden yola çıkılarak bir kamu zararına hükmetmek olanaklı değildir. |
| Soru » Sayın üstadım, değerli görüşlerinize ihtiyacım var. Becayiş durumunda harcırah ödenir mi? Dayanak var mı araştırdım ama bulamadım. Şimdiden teşekkürler. |
Cevabı » Göster
Becayiş olunanlara harcırah verilmeyeceğine ilişkin Harcırah Kanunun 4. maddesindeki hüküm 12/08/2003 tarih ve 4969 sayılı Kanunun 1. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla meri mevzuatımızda becayiş olanlara harcırah ödenmesini engelleyecek herhangi bir hüküm yoktur. |
| Soru » Üstad iyi çalışmalar. Diş tedavi bedelleri Danıştay 10.dairesinin karar tarihinden itibaren mi ödenecek. Yoksa BUMKO yazısından itibaren mi ödenecek aydınlatırsanız sevinirim. Teşekkürler. |
Cevabı » Göster
BUMKO yazısında geriye dönük bir tarih vermediği için ve uygualayıcıları en alt mevzuat bağladığı için, kişiye özel bir yargı kararı olmadığı sürece, Danıştay Kararının tarihi uygulayıcıları bağlamaz dolayısıyla BUMKO'nun açıklama tarihinden sonra uygulamayı başalatabiliriz diye düşünüyorum. |
| Soru » Üstadım Üyi günler. Üniversitemizde 4/b sözleşmeli personel ve yabancı uyruklu Kişiler bir yılı aşmayan sürelerle sözleşme imzalanmak süreti ile istihdam edilmektedir. Bu şekilde yapılan hizmet sözleşmeleri damga vergisinin konusuna girer mi? Saygılarımla. |
Cevabı » Göster
488 sayılı DV kanununa ekli 1 sayılı cetvelde 1. maddesinin ilk fıkrasında; Mukavelenameler, taahhütnameler, temliknameler (belli parayı ihtiva edenler Binde 7,5) oranında DV ne tabidir denilmektedir. Dolayısıyla personel ile yapılan sözlşmelerde damga vergisinin konusuna girer. Sözleşme imzalanırken 12 aylık sözleşme bedeli hesap edilip sözleşmenin her bir nüshası için binde 7,5 oranında sözleşme damga vergisi hesap edilmeli ve bu peşin olarak alınıp vergi dairesine yatırtılamıyorsa ilk ay maaş ödemesinden kesilmek suretiyle vergi dairesine gönderilmelidir. |
| Soru » Beldemizin nüfusu 6350'dir. Performansa dayalı bütçe yapmam gerekip gerekmediği konusunda sizden bilgi almak istedim. Teşekkür ederim. Saygılar. |
Cevabı » Göster
Nüfusunuz 50,000 in altında olduğu için stratejik planlama yapmadınız. Stratejik planlama yapan belediyeler bu yıl performans programı hazırlayacaklar. Dolayısıyla siz bir performans programı hazırlamayacaksınız. Zaten performansa dayalı bütçeyi şu anda kimse hazırlamayacak. Kolaylıklar. |
| Soru » Hocam saygılar sunuyorum; Çok çeşitli konularda bizleri aydınlattığınız için teşekkür ediyorum. Hocam biz gerçek kişilerden şirketimize araç kiralayıp bedelini ve araca yaptığımız giderleri vergi matrahından düşebilirmiyiz. Nelere dikkat etmemiz gerekir. |
Cevabı » Göster
İşletmeler, teklif ve satın alma sürecindeki maliyetler, satın almanın mali yükü, bakım ve onarım maliyeti, vergi indirimi gibi unsurlar nedeniyle araç temininde kiralama seçeneğini tercih ediyorlar. Son dönemde özel sektörle birlikte kamuda da araçlar satın alınmak yerine kiralanmaya başlandı.
Araç Şirketten Kiralanırsa
Özellikle seyahatlerde kullanılan veya yöneticilere tahsis edilen araçlarda kiralama tercih edilebiliyor. Çünkü bu tür araçlar binek oto sınıfında olduğundan alımda ödenen KDV indirim konusu yapılamıyor. (KDVK Md. 30/b) Ayrıca ödenen motorlu taşıtlar vergileri de gider kabul edilmiyor. (MTVK. Md. 14) Vergi kanunlarındaki bu hükümler araç kiralama şirketleri için geçerli değil.
Kiralama şirketlerinin belli dönemlerde düzenleyecek olduğu hizmet faturalarındaki Katma Değer Vergisi indirim konusu yapılabiliyor. Bunun yanında fatura bedeli gider olarak dikkate alınmaktadır. Kiralama şirketinin kazancı ticari kazanç olduğundan dolayı da herhangi bir vergi kesintisi sorumluluğu bulunmamaktadır.
Araç Herhangi Bir Gerçek Kişiden Örneğin Personelden Kiralanırsa
Gerçek kişilere ait şahsi aracın sözleşmeyle şirket tarafından kiralanması mümkündür. Araç işte kullanılması kaydıyla yapılacak kira ve akaryakıt giderleri kazançtan düşülebilecektir.
İşletme ile çalışanı arasında yapılacak kira sözleşmesiyle bu işlemler belgelendirilecektir. Kira şartlarına göre yapılacak ödemelerin masraf kaydı yapılabilecektir.
Aracın kiralanması karşılığında yapılacak kira ödemeleri, Gelir Vergisi Kanunu uyarınca yüzde 20 oranında Gelir Vergisi tevkifatına tabidir. Çünkü motorlu aracın kiralanması karşılığı sağlanan gelir, elde eden açısından gayrimenkul sermaye iradı niteliğindedir.
Ayrıca bir yıl boyunca elde edilen kira gelirinin 2006 yılı için brüt 19.800 YTL’yi aşması durumunda personel tarafından yıllık Gelir Vergisi beyannamesi verileceği de unutulmamalıdır.
Kira tutarının aylık 500 YTL den fazla olması halinde ödemelerin banka aracılığıyla yapılması gerekir.
Kira bedeli emsal kira bedelinden düşük olamaz. Emsal kira bedelinin uygulanması için aracın kiracının kullanımında kaldığı sürelerin yıl olarak hesaplanması ve bu süre içinde yapılan kira ödemelerinin kasko bedelinin yüzde onunu karşılayıp karşılamadığının tespiti gerekir.
|
| Soru » Selam üstat, diş tedavileri ile ilgili Danıştay 10. dairesinin kararı var ve BÜMKO buna uyulması gerekir diye yazı yayınladı, bu konuda görüşünüz nedir? Yani ödemeler fatura tutarı üzerindenmi yapılacak, yoksa yine eski sisteme göre devammı edilecek. |
Cevabı » Göster
Bilindiği üzere Tedavi Yardımına İlişkin 2007 yılında yayımlanan Tebliğin 5 nolu başlığı Diş Tedavilerine ilişkindir. 5.2 Alt Başlığında ise Özel Sağlık Kuruluşlarında Diş Tedavileri 12 alt başlıkta anlatılmaktadır. Danıştay Kararı ile bu alt başlıklardan 5, 6 ve 7. alt başlıkların yürürlüğü durdurulmuştur. Dolayısıyla herkes istediği gibi diş hekimine gidip istediği tedavi bedelini devletten alır gibi bir yaklaşım yoktur. Sevk esasları faturalama esasları devam etmektedir. Ancak fiyatlara ilişkin 5,6 ve 7. maddelerde anılan sınırlamalar kaldırılmıştır. Dolayısyla bu maddelerde anılan tedavi bedelleri artık bu sınırlamalar olmadan uygulanabilecektir. |
| Soru » Merhaba hocam, 29/06/2008 tarih ve 26921 sayılı resmi gazete yayımlanan Tahsilat Genel tebliği Seri:A Sıra No: 2 de \"4734 sayılı kamu ihale kapsamında yapılacak olan ödemelerde Maliye Bakanlığı\'na bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunup bulunmadığına ait belge aranması zorunluluğu getirilmiştir.\" denmektedir. 01/08/2008 den itibaren uygulanacak olan bu tebliğde vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin tahakkuk daireleri tarafından ödeme emri ekine koyulup saymanlığa gönderilir ve bu evrak 15 gün geçerlidir denmektedir. Ödeme emri ekinde olan bu belgenin muhasebeye ulaşana kadar 15 günü geçmiş ise (gerekli imzalar için) tekrar mükelleften yeni belge almaya gerek varmıdır veya ödeme işlemi parça parça yapılırsa ve 15 gün geçmiş ise her ödemede bu belgenin tekrar istenmesine gerek varmıdır, Tahakkuk daireleri tarafından ana evrakın ekine koyulan belge yeterlimidir. İyi çalışmalar dilerim. 22.08.08 |
Cevabı » Göster
Sorularınızı maddeler halinde cevaplandırmaya çalışayım;
- Ödeme anında borcu yoktur yazısı istenileceği için 15 günü geçmişse siz yeniden belge isteyeceksiniz.
- Ödemeleri bütçe emanetine alıp 2.000 liranın altında yaparsanız yani parçalarsanız borcu yoktur yazısına gerek yok.
- Yapı denetim şirketlerinden eczanelerden bu belgeyi istemenize gerek yok.
- Harcama pusulasıyla yapılan ödemelerde yine bu belgeyi istemeye gerek yok.,
- Doğrudan temin bu kapsamda avans uygulamaları kapsamda değildir. |
| Soru » Belediyemizde yeterli personel olmadığından geçici işçi çalıştırıyoruz. Bu personeli aynı işyerinde değişik birimlerde çalıştırabilir miyiz. Yani geçici işçi konumunda bulunan işçiyi 5 ay 29 günden fazla çalıştırabilmemiz için ne yapmamız gerekmektedir? |
Cevabı » Göster
Kamuda Geçici İş Pozisyonlarında Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına Veya Sözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde; “Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren 1 inci madde kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlarda geçici iş pozisyonlarında işçi çalıştırılamayacağı, ancak mevsimlik ve kampanya işleri ile orman yangınıyla mücadele hizmetlerinde bir malî yılda 6 aydan az olmak üzere vize edilecek geçici iş pozisyonlarında işçi çalıştırılabileceği, belediyeler ile bunların müessese ve işletmelerinde ve mahallî idare birliklerinde, Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmeliğin 24 üncü maddesi çerçevesinde yetkili meclislerinden, geçici iş pozisyon vizesi alınmasının zorunlu olduğu” belirtilmiştir.
Kanunun ilgili maddelerindeki hükümlere göre, iş kolları farklı da olsa, yılda toplam 6 aydan fazla igeçici şçi çalıştırılması mümkün değildir. |
| Soru » Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde Mühendis Kadrosunda çalışmaktayım. Valilik oluru ile İlçe Tarım Müdürlüğünü de sürdürüyorum. Kadro Derecem 3/1... ilçe asil ilçe müdürlüğü kadrosu 1... Buna göre ben asilin zam ve tazminatlarını alabilir miyim? 18.08.08 |
Cevabı » Göster
1982 Anayasasının 128 inci maddesinin ikinci maddesi de zaten memurların atanmalarına ilişkin düzenlemelerin kanun ile yapılması zorunluluğunu getirmiştir.
657 sayılı Devlet memurları Kanununda memurluğa atanmayı adaylık dışında asil ve vekil olarak atanma şeklinde düzenlemiştir.
İdare ancak kanunların kendisine yetki verdiği alanda düzenleme yapabilir. Kanun ile yapılması gerekli bir düzenleme hakkında tebliğ düzenleme yapılamaz yapılsa geçerli olmaz.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesinde vekaleten atanma düzenlenmiş bulunmaktadır. Söz konusu madde de "Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.
Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.
Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, köy ve kasaba imamlığına ait boş kadrolara açıktan vekil atanabilir.
Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.
Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir." hükmü yer almaktadır.
Vekalet edenlere verilecek ücret ve diğer ödemeler hakkında ise mezkur Kanunun 175 maddesinin 1, 2 ve son fıkralarında "Bir göreve vekaleten atanan memurlara vekalet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, açıktan atananlara ise (Köy ve kasaba imamlığı kadrolarına atananlara 146 ncı maddede yazılı asgari ücret aylık tutarından aşağı olmamak üzere) üçte ikisi verilir. Bulundukları yerden başka bir yerdeki bir göreve vekalet suretiyle atananlara, Harcırah Kanununun geçici görevle başka yere gönderilenlere ilişkin hükümleri uygulanır.
Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.
Açıktan vekil olarak atananlar bu Kanunla memurlara tanınan sosyal haklardan da yararlanırlar ve bunlara ödenecek vekalet aylığının hesabına memuriyet taban aylığı da dahil edilir." ifadeleri yer almaktadır.
Ayrıca, 657 sayılı Kanunun zam ve tazminatları düzenleyen 152 nci madde uyarınca yürürlüğe konulan 6/2/2004 Tarihli ve 2004/6996 Sayılı Kararnamenin 9 uncu maddesi ile vekaleten atananlara görevi ile vekalet ettiği görevin zam tazminatlarından fazla olanının ödenmesi hususunda düzenleme yapılmış bulunmaktadır.
Bu konuya ilişkin Sayıştay Başkanlığının kararı şu şekildedir.
"TEDVİREN GÖREV YÜRÜTENE ÖZEL HİZMET TAZMİNATI FARKI ÖDENİR Mİ?
Kararın Çeşidi : 7.Daire Kararı
Kararın Konusu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
Kararın Numarası : 9095
Kararın Tarihi : 07.01.2003
Erzincan Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğü 2000
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve yan ödeme kararnamelerinde, asilin atanmasındaki şartlara ve prosedüre uyulmadan bakanlık veya valilik oluru ile birinci dereceli müdürlük kadrolarını tedviren yürüten personele, tedvir dolayısıyla herhangi bir tazminat ve yan ödeme farkının ödenmesini öngören bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, Bayındırlık İl Müdürlüğü kadrosuna tedviren atanan personele ilave özel hizmet tazminatı ödenmesinin mümkün olmadığına,"
Bu itibarla, İlçe Tarım Müdürlüğünü 657 sayılı Kanun ve 6/2/2004 Tarihli ve 2004/6996 Sayılı Kararnamenin 9 uncu maddesi ile belirlenen esaslara uyulmak suretiyle vekaleten atananlara görevi ile vekalet ettiği görevin zam tazminatlarından fazla olanının ödenmesi mümkün bulunduğu, atamanızın belirtilen şartlara uymaması nedeniyle size ödenemeyeceği düşünülmektedir. Yukarıda yer verilen Sayıştay Başkanlığının kararı da aynı mahiyettedir. |
| Soru » Bilindiği üzere hak sahiplerine 1.000 YTL ödemelerde vergi dairelerine borç durumlarını soruyorduk. Mükellefler Çankırı mükellefi ise telefonla Çankırı Merkez dışında ise faksla vergi borçlarının olup olmadığı soruluyordu.
19/07/2008 tarih ve Seri A Sıra No:3 sayılı Tahsilat Genel Tebliği ile 30/06/2007 tarih ve Seri A Sıra No:1 sayılı Tahsilat Genel Tebliğine "Vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamına giren kurumların muhasebe birimlerince, diğer kurumların ödemeyi yapacak birimlerince aranılması gerekmektedir" ifadesi eklenmiştir.
Bu değişiklikle saymanlığımızca hak sahiplerine yapılan ödemelerde vergi borcunu gösterir belgeyi istiyoruz hak sahibi kendi vergi dairesinden veya internet vergi dairesinden bu belgeyi almakta harcama yapan kuruma vermekte kurumda diğer belgelerle birlikte bize göndermektedir.
Bu yapmış olduğumuz uygulama doğrumudur.18.08.08 |
Cevabı » Göster
Genel olarak uygulamanız doğru.
Vergi borcu yoktur yazısını mükellefin bağlı olduğu vergi dairesinden alması doğru. Bu yazıyı elbette harcama birimi aracılığıyla muhasebe birimine de gönderebilir burada da bir yanlışlık yok. Sizin dikkat etmeniz gereken husus bu yazı ödeme anında talep edilen bir yazıdır. Doalyısıyla tarihi son derece önemlidir. Ödeme tarihinden en fazla 15 gün eski tarihli bir yazı olabilir. Dolayısıyla evrakın ve faturanın tarihinin bir öenmi yoktur. Belgelerin harcama birimine verilmesi ile size gelmesi arasında bazan zaman çok uzar ki bu durumlarda vergi borcu yoktur yazısının tarihini mutlaka kontrol ediniz. |
| Soru » Beldes projesi ile gelir ve gider olarak muhasebe kayıtlarınızı inceledim. Kayıtlarımı sizlerin gösterdiğiniz kayıtlar doğrultusunda yaptım. Fakat aklıma bir şey takıldı bu konuda görüşünüzü almak istiyorum. BELDES projesiniden ödeme yaparken ben Finans kodu olarak 08 BAĞIŞ VE YARDIMLAR kodunu kullandım. Doğrumudur? yoksa 05 MAHALLİ İDARELER kodunumu kullanacağız. 16.08.08 |
Cevabı » Göster
Beldes Projesi kapsamında gelen paraları biliyorsunuz bütçeleştirmeden hesaplara alıyor ve yine bütçeleştirmeden harcıyoruz. Daloyısıyla bir bütçe gideri söz konusu olmadığı için Finansman kodu da aslında kullanmıyoruz. Ancak harcanan paraları kaydederken bütçe gideri olmasada tüm tertibi kullanıyorsanız o zaman söylediğiniz haklısınız burada finansman kodu 5 değil 8 olmalıdır. |
| Soru » sayın üstadım,iyi çalışmalar,
19 Temmuz 2008 tarihli resmi gazetede yayınlanan 3 sıra nolu Tahsilat Genel tebliğinde bahsedilen; IV- (4) numaralı bölümün 4.1 bölümüne aşağıdaki (c) bölümü eklenmiştir.
"c) 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamına giren kurumların aynı Kanun ile istisna tutulan alımları nedeniyle yapacakları ödemeler, 4734 sayılı Kanun kapsamında hak sahiplerine yapılan ödeme olarak değerlendirilemeyeceğinden, bu tür ödemelerde vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin aranılmayacağı tabiidir." ibaresine göre 4734 3/H maddesine göre eczanelere yapacğımız ödemelerde borç durumunu gösterir belgeyi arayıp aramayacağımız 1993/6 sayılı Tahsilat İç Genelgesi yürürlükten kalkmadığı için konusunda tereddüte düştük.
Birde 5766 sayılı kanunla 6183 sayılı kanuna 22/a maddesi eklenmiş olması nedeniyle 1993/6 sayılı iç genelge yürürlükten kalkmış olurmu? 14.08.08
|
Cevabı » Göster
Son sorunuzdan başlayalım. Gelinen bu noktada konu çok detaylı olarak Genel Tebliğlerle ortaya konulduğu için iç genelgenin yürürlükte olmadığını düşünüyorum.
Eczanaler açısından sorduğunuz soruya gelince,
Sorunuz son derece mantıklı yani sıkıntıya düşülebilecek nitelikte. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamına giren kurumların aynı Kanun ile istisna tutulan alımları nedeniyle yapacakları ödemeler, 4734 sayılı Kanun kapsamında hak sahiplerine yapılan ödeme olarak değerlendirilemeyeceğinden, bu tür ödemelerde vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin aranılmayacağı tabiidir. ibaresi karşılığında yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar eczane ödemelerinde vergi borcu yoktur yazısını istemeye gerek olmadığını düşünüyorum. |
| Soru » Üstadım benim sorum şu; Malmüdürlüğümüz Milli Emlak Servisi olarak hazineye ait taşınmaz satışı yaptık. Bu taşınmazlar belediye mücavir alan içinde ve bu yüzden dolayı satış tutarından 4706 sayılı kanuna göre pay ayırdık. Bu paylarıda 363 Kamu İdareleri Payları Hesabına kaydettik.
Şimdi bu 363 Kamu İdaraleri Hesabında bekleyen tutarları, belediyenin vergi borçlarına mahsup edebilirmiyiz?
Teşekkür ederim. 12.08.08 |
Cevabı » Göster
Sorunu gayet iyi anladım... Sanırım bu paraları vergi borcuna mahsup edemezsin. Bu paralar belediyelerin 775 sayılı Kanun kapsamında oluşturulan Gecekondu Fonu Hesabına yatırılıyor ve bu Kanunda belirtilen işler için kullanılıyor. Dolayısıyla belediye bu paraları istediği şekilde kullanamaz. Bunları özel gelir ve özel ödenek kaydetmeli. Sizde bu paraları belediyelerin genel banka hesabına değil açtıracakları ayrı bir banka hesabına aktarmalısınız
Konuyla ilgili çalışmamı ekte sana gönderiyorum. |
| Soru » Belediyelerde hemen hemen tüm harcamalarda 191 nolu hesap kullanılır ve 391 le mahsuplaşılır. Aslında tüm harcamalarda kdv nin yansıtılmaması gerektiği ancak son tüketici veya kullanıcı olmama durumlarında yansıtılabilceği düşünmekteyim. Örnekle bakarsak
630 telefon gideri 100
191 KDV 18
830 118
bu durumda son kullanıcı belediye olduğundan Kdv nin kullanılmaması gerektiği düşüncesindeyim. doğrusu
630 telefon gideri 118
830 118 olmalıdır.
Diğer bi örnekte
251 oto yol yapımı 100
191 KDV 18
830 118
bu durum doğru çünkü son kullanıcı yoldan geçen arabalar ve KDV yansıyacak yerde otoyol bileti. Düşüncelerim doğrumudur ve bu durumu belediyeler ne düzeyde biliyor merak ediyorum
Şimdiden çok teşekkür ederim .10.08.08 |
Cevabı » Göster
Genel olarak söylediklerinize katılıyorum. Aslında KDV hesaplarının kullanılıp kullanılmamasında ayrımı şu şekilde koyarsak konu daha netleşir.
Belediye eğer KDV geliri elde edeceği bir işlemle ilgili (su satışı, otobüs işletmesi, kepçe kiralama vs) bir gider yapıyorsa burada KDV ayrılıp 191 nolu hesaba kayıt yapmalı aksi takdirde KDv yi ayırmayarak bunu bir maliyet unsuru olarak gidere ya da ilgili varlık hesabının maliyetine yüklemelidir. |
| Soru » Merhabalar hocam,
Nüfusu 10.000'in altında bulunan Belediyelerde gerçekleştirme görevlilerinin belirlenmesi ile ilgili bilgi verirseniz sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim.08.08.08 |
Cevabı » Göster
Harcama Yetkilisi ile ilgili genelgede bildiğiniz üzere harcama yetkilisi ile ilgili hükümler aşağıdadır;
A- Harcama Yetkililerinin Belirlenmesi :
1-Bütçelerinin kurumsal sınıflandırmasında harcama birimleri kodlanmakla birlikte, nüfusu 10.000 (onbin) ve aşağı olan ilçe ve ilk kademe belediyelerinde harcama yetkisinin belediye başkanı,
2-Bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan kasaba (belde) belediyelerinde harcama yetkisinin belediye başkanı,
3- Mahalli idare birliklerinde harcama yetkisinin birlik başkanı,
4-Üst yönetimin giderleri, kurumsal sınıflandırmada özel kalem olarak kodlanan, ancak özel kalem müdürlüğü kadrosu bulunmayan idarelerde “02-Özel Kalem” kurumsal kodundan yapılacak giderlerde harcama yetkisinin il özel idarelerinde vali, belediyelerde belediye başkanı,
5- 2006 yılında teşkilatlanma çalışmaları dolayısıyla bütçelerinde birim düzeyinde kurumsal kodlama yapılması gerektiği halde birim düzeyinde kurumsal kodlama yapılmamış olan il özel idarelerinde harcama yetkisinin genel sekreter,
6- Mali hizmetler birim amirliği ve muhasebe yetkilisi görevleri aynı kişide birleşen mahalli idarelerde, 5018 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi gereğince, harcama yetkilisi ile muhasebe yetkilisi görevleri aynı kişide birleşemeyeceğinden, mali hizmetler biriminin harcama yetkisi üst yönetici veya belirleyeceği kişi,
Tarafından kullanılması, 5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesi hükmü uyarınca Bakanlığımızca uygun görülmüştür.
Yukarıda sayılanlar dışında harcama yetkisi, bütçe ile ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi (Birim amiri) tarafından kullanılacaktır.
Yukarıda belirtilen harcama yetkilileri, kamu hizmetlerinin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde sunulmasını sağlamak amacıyla bu yetkilerini, 5018 sayılı Kanunun 31 incı maddesi gereği Maliye Bakanlığınca çıkarılan “Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ” hükümlerine uymak kaydıyla yardımcılarına, yardımcısı olmayanlar ise hiyerarşik olarak bir alt kademedeki görevlilere, mahalli idare birliklerinde birlik genel sekreteri, birlik müdürü veya birim amirlerine kısmen veya tamamen devredebilirler.
Dolayısıyla nüfusu 10.000 (onbin) ve aşağı olan ilçe ve ilk kademe belediyelerinde harcama yetkisi belediye başkanı tarafından kullanılmaktadır. Harcama yetkililiği Belediye Başkanınca kullanılan Belediyelerde Gerçekleştirme Görevliliği İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Esas ve Usullere göre yürütülecektir. Buna göre Ödeme Emri Belgesini hazırlamakla görevlendirilen gerçekleştirme görevlisinin harcama yetkilisine hiyerarşik olarak en yakın kişilerden seçilmesi gerektiği için bu tür belediyelerde özellikle ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin birim amirleri olması gerekir. Yani ister asaleten isterse vekaleten birim müdürü olan kişiler gerçekleştirme görevlisi olmalıdır. |
| Soru » Erkan bey size böylesi, bir site açarak önemli bilgileri paylaştığınız için ne kadar teşekkür etsek azdır. İl merkezinde çevik kuvvet şube müdürlüğünde görevliyim. Bizler çoğu zaman ilçelere geçici görevli olarak gidiyoruz. Bu durumda bizlere geçici görev yolluğu verilmeli mi. |
Cevabı » Göster
Sanırım sorunuzu gayet iyi anladım.
Kamu görevlileri memuriyet mahalli dışına görevlendirildikleri durumlarda geçici görev yolluğu alırlar. Tabi burada memuriyet mahalli dışına görevlendirmelerin bir onayla yapıldığını varsayıyorum.
Görevlendirmenin 24 saati aşmadığı durumlarda görev sırasında saat 13:00'ı geçerse 1/3 19:00'ıda geçerse 2/3 ödenir. Burada resmi araçla gidilmesi durumunda yol parası ödenmez. Ancak bu geçici görev yolluğu ödenmesini engellemez. Yemek verilmiş olmasıda önemli değildir. Her halükarda geçici görev yolluğu ödenir. Ancak bunlar düşük paralar olduğu için 7-8 YTL gibi tahakkuk işlemleri vs idareler uğraşmak istemiyebiliyorlar. Yoksa memuriyet mahalli kavramı "Memur ve hizmetlinin asil görevli olduğu veya ikametgahının bulunduğu şehir ve kasabaların belediye sınırları içinde bulunan mahaller ile bu mahallerin dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü veya kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerleri;" şeklinde tanımlanmıştır ve bu nedenle ılıca dışındaki ilçeler memuriyet mahalli dışıdır.
Burada tabi paranın ödenmesi içinde ayrıca ödenek ihtiyacı vardır.
Bu bilgiler ışığında gerekirse daha detaylı açıklamalar yapabilirim. |
| Soru » Hocam saygılar. Eşim işsizlik sigortasından faydalanıyor. Bu durumda aile yardımı ödeneğinden faydalanabilir miyim? Teşekkürler. 05.08.08 |
Cevabı » Göster
657 sayılı Kanunun aile yardımı ödeneği başlıklı 202 inci maddesinde "Evli bulunan Devlet memurlarına aile yardımı ödeneği verilir.
Bu yardım, memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için 1500, çocuklarından herbiri için de 250 gösterge rakamının (72 nci ay dahil olmak üzere 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için bir kat artırımlı) aylık katsayısı ile çarpılması sonucu elde edilecek miktar üzerinden ödenir. Ancak ikiden fazla çocuk için aile yardımı ödeneği verilmez. Eşlerden birine iş akdi veya toplu sözleşme gereği çocukları için yapılan aile yardımı ödeneği daha düşük ise, yalnız aradaki fark ödenir. Bu fıkrada yer alan gösterge rakamlarını 3 katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Dul memurların çocukları için yukarıki fıkralar hükmü uygulanır.
Boşanma veya ayrılık vukuunda mahkeme bu yardımın hangi tarafa ve ne oranda verileceğini de kararında belirtir.
Devlet memurunun, geçimini sağladığı üvey çocukları için de bu ödenek verilir." denilmektedir.
Anılan hüküm uyarınca eşeyardımın ödenmesi için ,
1- Menfaat karşılığı çalışmama,
2- Bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almama şartlarına bağlanmıştır.
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun (Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu İle İş Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Ve Bu Kanunlara Ek ve Geçici Maddeler Eklenmesi, İşsizlik Sigortası Kurulması, Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun İki Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması İle Genel Kadro Ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun) İşsizlik sigortası ile ilgili tanımlar başlıklı 47 inci maddesinin ( h) bendinde "İşsizlik ödeneği: Sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen süre ve miktarda yapılan parasal ödemeyi,"olarak tanımlanmıştır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; menfaat karşılığı çalışmayan, işsiz olan ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu hükümleri uyarınca işsizlik ödeneği alan kişilerin bir sosyal güvenlik aylık almasından söz edilemeyeceği için alile yardımı ödeneği ödenebilir. |
| Soru » Üstadım saygılar sunuyorum. Bu seferki sorum gelir vergisi ile ilgili. Ödenen sendika aidat tutarları gelir vergisi matrahından indrilecek midir? 03.08.08 |
Cevabı » Göster
5473 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle, sendika üyesi olan kamu görevlilerine ilişkin iki düzenleme yapılmıştır. Birinci düzenleme bu kamu görevlilerine sendika ödeneği verilmesine ilişkindir. Bu ödenek ücrete ilave edilmekte gelir vergisininde konusuna girmemektedir. 4688 sayılı Kanun gereği kamu görevlileri tarafından sendikalara ödenen aidatlar ise gelir vergisi matrahından düşülecektir. Bu durumda olan kamu görevlileri örneğin 5 YTL sendika aidatı ödüyorlarsa bu tutar gelir vergisinden düşüldüğü için Bu tutarın % 15'i oranında 75 YKR noksan gelir vergisi ödeyeceklerdir. |
| Soru » 4. nolu örneğin Dayanaklı Taşınırlar Defterinde nasıl görünmesi gerektiği ile ilgili tereddüt oluşmuştur. Defter Kayıt İşlemlerinin nasıl olacağı hakkında bilgi verilmesi hususunu arz ederim.01.08.08 |
Cevabı » Göster
Değer artırıcı harcamaları bir örnekle açıklamak gerekirse;
Elinizde bir aracınız var ve siz ona bir buzdolabı aldınız. Yani birde buzdolabınız var.
Buzdolabı artık aracın bir parçası haline geldiği için TİF ile buzdolabını kullanılmış şekilde kayıt yapacaksınız. Burada bir problem yok. Artık bir buzdolabınız yok sonra bunu yine TİF ile araç olarak değer artırıcı harcama şeklinde giriş kaydı yapacaksınız. Bu TİFler muhasebeye geldiğinde muhasebe birimi
254 Taşıtlar Hs.
255 demirbaşlar Hs.
Şeklinde bir muhasebe kaydı yapacak.
Defterlerde Demirbaşlar kullanım şeklinde kayıtlardan çıkacak. Taşıtlarda ise değer artışı şeklinde giriş kayıtları yapılacak.
Defter konusunda ise kafanızın karışması son derce normal. Değer artırıcı harcamaları Taşıtın sırasını ikiye bölerek 2.kısma Değer artırıcı harcamanın TİF tarihini ve numarasını yazarak sorunu çözümleyebilirsiniz. |
| Soru » 6245 sayılı Harcırah Kanunu açısından bakmakla yükümlü kavramını açıklayabilir misiniz? 29.07.08 |
Cevabı » Göster
Bana göre, 657 sayılı Kanuna göre bakmakla yükümlü olmadığınız ancak fiilen baktığınız kişiler için 6245 sayılı Harcırah Kanunu çerçevesinde harcırah alabilirsiniz.
Buna ilişkin yargı kararları aşağıdadır;
Kararın Çeşidi: Genel Kurul Kararı
Kararın Numarası: 2289/1
Kararın Tarihi: 17.03.1957
Usul ve füruu ile erkek ve kız kardeşlerin emekli, dul ve yetim aylığı almakta bulunması halinde dahi bakılmadığı takdirde zarurete düşeceği memur tarafından beyannamede gösterilmek şartiyle bunlar için de aile harcırahı verilir.
Kararın Çeşidi: Genel Kurul Kararı
Kararın Numarası: 2271
Kararın Tarihi: 20.02.1956
Memur tarafından bakılmadığı zaman zarurete düşeceği yine memur tarafından beyannamede gösterilmek kaydı ile, usul ve füru ile erkek ve kız kardeşlerin emekli, dul ve yetim aylığı almakta bulunması halinde bile bunlar için harcırah verilir. Çünkü zarurete düşme halinin kıstası kanunda gösterilmediği gibi objektif ölçülerle bunu tespit imkânı da bulunmadığından, 59 uncu maddenin aksi sabit oluncaya kadar memurların beyanına itibar olunur hükmü karşısında, beyannamedeki bilgilere itibar etmek gerekmektedir.
Kararın Çeşidi: Genel Kurul Kararı
Kararın Numarası: 2227
Kararın Tarihi: 02.12.1954
a) Harcırah verilmesini gerektiren olaydan (Tayin emrinin duyurulmasından) sonra memur tarafından bakılmadığı zaman zarurete düşecek hale gelen aile bireylerin memur yanına getirilmesi halinde de bunlara harcırah verilir.
b) Memur tarafından bakılmadığı zaman zarurete düşecek aile bireylerine harcırah verilebilmesi için memurun beyannamesinde bunların zaruret halini belirten beyanından başka, ayrıca bir belge gerekip gerekmeyeceği hususu halledilinceye kadar, bunların bakılmadığı zaman zarurete düşeceklerinin memur tarafından verilecek beyanname ile belirlenmesi ile yetinilecektir.
|
| Soru » Selamlar Üstadım. Uygulamada pek sık rastlamadığımız bir işlemle alakalı bilginize başvurmak istiyorum. Yurtdışı için yolluk avansı vereceğiz herhangi bir sınır var mı? nasıl bir işlem yapacağımız hakkında yardımcı olursanız sevinirim. Saygılar. 28.07.08
|
Cevabı » Göster
Yurt dışı harcırah ödemeleri de yurt içi ödemeleri gibi bir sınırlandırmaya tabi değildir. Uygulamada görev süresi, yol ücreti, yevmiye miktarı dikkate alınarak basit bir hesap tutanağı ile aşağı yukarı harcırah miktarı hesaplanarak buna yakın bir hesaplama yapılır. Bu miktar harcırah olarak peşinen sadece görev onayı hesap edilerek ödeme yapılabilir.
|
| Soru » Sayın Hocam: 2008 Yılı BELDES Projesi kapsamında, belediyemize ayrılan ödenek 26.06.2008 tarihinde belediyemiz BELDES hesabına %50'si yatırılmıştır. Belediyemiz Muhasebe Servisince yapılan muhasebe kaydında yanlışlık yapılarak gelen bu para 800 BÜTÇE GELİRLERİ HESABINA KAYIT edilmiştir. Yanlışlık daha sonra anlaşılmıştır. Bu nedenle; düzeltme işleme yapılabilirmi? Yapılırsa nasıl Yapılır? Saygılar sunarım...
|
Cevabı » Göster
Konuyla ilgili makaleyeyi web sayfamda görmüşsünüzdür.
Sorularınızın cevabına gelince;
Bütçe geliri düzeltme kaydı;
810- Bütçe Gelirlerinden Ret ve İadeler Hs.
805- Gelir Yansıtma Hs
yapılmasıyla düzelir.
Banka Hs. 08 nolu detayı ise bir örnek uygulama siz 08 değilde 02, 03 vs olabilir. Önemli olan sizdeki detaydan farklı bir banka hesabı yardımcı kodunu kullanmaktır. |
| Soru » Üstad Uçak bileti ödemelerinde daha önce Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün bir yazısına istinaden vergiler ödenmiyordu acaba bir değişiklik oldu mu? bilette esas ücret ve bilet bedeli olarak ayrı iki parasal miktar var hangisi geçerli? 25.07.08
|
Cevabı » Göster
Bildiğiniz gibi görev yolluğu ödemelerinde uçak bileti ödemelerinin belirli ön şartları var. Tasarruf Genelgelerinde bunlar ortaya konuluyor. Uçakla gidilmesi yönünde bir onay alınmışsa uçak biletleride elektronik biletler veya diğer biletler şeklinde harcırah beyannamesine bağlanıyor.
Burada ödenen vergiler uçak biletine dahildir ve göreve gidene ödenir. Yani bunlar ayrılmaz kişi bunların karşılığını alır. Kişinin alamayacağı ise yurt dışına çıkış harcıdır. Bunlar bilet bedellerine dahil olsalar bile beyan edilmeyecek ve bedeli alınmayacaktır. |
| Soru » Erkan Bey Damga vergisi ile ilgili yazınızı internetten okudum, açıklayıcı bilgiler var çok teşekkür ederim. KDV nin damga vergisine dahil edilmeyeceğini söylüyorsunuz ki doğru; benim sorum Özel iletişim vergisi de aynı KDV gibi değil midir? Bu vergide eğer dahil edilirse vergi vergilendirilmiş olmuyor mu? |
Cevabı » Göster
Son zamanlarda damga vergisi ile ilgili yazdıklarıma yönelik çok sayıda soru ve cevap alıyorum. Damga Vergisi uygulamasında, Kanunun 1964 tarihli olması ve cetvel esasına dayanması nedeniyle olsa gerek çok tartışmalı konu var. Ayrıca konusunun kağıt olması ve mükerrer verglendirmeye imkan vermesi gibi nedenlerle de insanların aklına yatmıyor ve eleştiriye tabi tutuluyor.
Sorunuza gelince, KDV.nin Damga Vergisinin matrahına tabi olmadığı kesinleşti. Ama ÖTV bildiğiniz gibi malın maliyet bedeline dahildir. Ayrılamaz faturada ayrıca görmek çok zordur. Alan için bir vergi değilde malın maliyet bedelidir.
Bu konuyla ilgili verilmiş bazı sirkülerlerde var. Dolayısıyla aksine bir yargı kararı olmadığı sürece ÖTV damga vergisi matrahına dahil edilmelidir. |
| Soru » Merhaba Hocam. Biz kasa hesabını kullanmıyoruz. Veznemizdeki paraları aynı gün direk banka hesabımıza yatırıyoruz. 108 nolu hesabı çalıştırmamıza gerek var mı? |
Cevabı » Göster
Kasa tahsilatından bankaya gönderilen paralarda eğer kasa hesabını kullanmıyorsanız bunlar muhasebe yetkilisi mutemedi tarafındna bankaya yatırılmış demektir. O zaman da 108- Diğer Hazır Değerler Hesabının kullanımına gerek bulunmamaktadır.
|
| Soru » 5766 sayılı kanuna göre personele hizmet karşılığı verilen her türlü avanstan binde 6 oranında damga kesilecek . avansları kapatırkende damga vergisi kesintisi yapılacakmı?20.07.08 |
Cevabı » Göster
Damga Vergisi Kanununa ekli I Sayılı cetvelde “IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar bölümünde yapılan değişiklikle avans olarak ödenen harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar damga vergisinin konusuna dahil edildi. Dolayısıyla harcırah olarak ödenen personel avansları 06.06.2008 tarihinden itibaren binde 6 oranında damga vergisi kesintisine tabi olmuştur.
Eğer harcırah avans olarak ödenmemişse kesin ödemede uygulanacak damga vergisi oranı yine binde 6 olacaktır. Avansın mahsubu sırasında avans olarak ödenen tutarın üzerinde bir hakediş ortaya çıkması durumunda, avansın üzerindeki tutardan (kesin ödemede sadece ödenen tutardan) binde 6 oranında damga vergisi alınmalıdır. Aksi takdirde avans miktarı üzerinden iki kez damga vergisi alınmış olur. Avans verilmesine ilişkin kağıtlarla avansın mahsubundan sonra varsa kalan miktarın ödenmesine ilişkin kağıtlar ayrı ayrı vergilendirilecektir. Avans miktarı ile hak edilen harcırah miktarının aynı olması halinde ise kanımca damga vergisi alınmamalıdır. Aksi uygulama, memura hem avans verirken hem de mahsup ederken iki kez vergi alınmasına yol açacaktır. |
| Soru » Yolluk avansı verdiğimiz kurumlara aynı zamanda sürekli görev yolluğu ödediğimiz zaman sürekli görevlerde ödenek aranmadığı için sistem tarafından muhasebe kayıtta sorun olmuyor ama yolluk avansınının mahsubunda ödenek yetersiz diye avans mahsubunu yapamıyoruz ve avans mahsubunun zamanında getirilmesine rağmen mahsup yapamadığımızdan avansın süresi doluyor süresi dolan avansın içinde yasal faiz uygulamamız gerekiyor bilgi verilmesini arz ederim. 19.07.08
|
Cevabı » Göster
Öncelikle sürekli görev yolluklarının 5018 sayılı Kanundan sonra hala 657 sayılı Kanun hükmü gereğince ödenek aranmadan ödenip ödenmeyeceği tartışmalıdır. Bildiğiniz gibi 5018 sayılı Kanun sonra çıkan bir Kanundur ve ödenek üstüne hiçbir şekilde cevaz vermemektedir. Her iki görüşü savunanlarda vardır. sorunuz bu olmadığı için bu konuya değinmiyorum.
Avansın say2000 i sisteminde ödenek aranmadan verilip mahsup aşamasında ödenek olmadan kayıt yapılmamasıyla belirttiğiniz sorunlar ortaya çıkmaktadır ki mantık olarak eğer başlangıçta ödenek aranmıyorsa bu aşamada da ödenek aranmadan giderlerştirme kayıtlarının yapılabilmesi lazım sisteme bu formülasyon verilmeli. Bunlar yapılmadığı takdirde tabi avans 140 nolu hesapla kapatılmlı ama tıpkı kredi mahsubunun geç yapılması uygulamasındaki gibi faiz uygulanmamalıdır. |
| Soru » Hocam hayırlı günler diliyorum. Sizin sitenizi tesadüfen buldum içerigini inceledim bir çok konuda yardım alınabilecek olduğunu gördüm. Yapmış olduğunuz hizmetten dolayı sizi tebrik ediyorum. Kısaca sorum şöyle iç denetçilerin şehir dışı göreve gidişleri için almış oldukları yolluk avansından damga vergisi tahsil edilebilir mi? |
Cevabı » Göster
5766 sayılı Kanunla 6.6.2008 tarihinden itibaren Damga Vergisi Kanununda Yapılan Değişiklikler
II. Kararlar ve mazbatalar
2. (5766 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (c) bendiyle değişen fıkra, Yürürlük: 06.06.2008) İhale Kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararlar (Binde 4,5)
IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar
a) Resmi daireler tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler (avans olarak yapılanlar dahil) nedeniyle, kişiler tarafından resmi dairelere verilen ve belli parayı ihtiva eden makbuz ve ibra senetleri ile bu ödemelerin resmi daireler nam ve hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya emir ve havalelerine tediyesini temin eden kağıtlar (Binde 7,5)
b) Maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar ((5766 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (ç) bendiyle eklenen ibare, Yürürlük: 06.06.2008) avans olarak ödenenler dahil)için verilen makbuzlar ile bu paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak cari hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu takdirde nakli veya tediyeyi temin eden kağıtlar (Binde 6)
İSTİSNALAR
37. (5766 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (g) bendiyle eklenen fıkra, Yürürlük: 01.01.2008 tarihinden geçerli olmak üzere 06.06.2008) 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca, idare ile istekli arasında imzalanan çerçeve anlaşması ve bu anlaşmaya esas ihale kararı ile isteklilerin dinamik alım sistemine kabul edilmesine ilişkin kararlar.
Yapılan bu değişikliklerle;
1- Avans olarak ödenen harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar damga vergisinin konusuna dahil edildi. Dolayısıyla personel avanslarından, harcırahlardan bu tarihten itibaren binde 6 oranında damga vergisi kesintisi yapılmaya başlanmalıdır.
2- Yetkili organ tarafından verilmiş olsun ya da olmasın İhale Kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararları damga vergisine tabi tutulmuştur. Dolayısıyla Doğrudan Temin usulüyle yapılan alımlarda da kararlardan binde 4,5 oranında damga vergisi alınması uygulamasına başlanılacaktır.
3- İdare ile istekli arasında imzalanan çerçeve anlaşması ve bu anlaşmaya esas ihale kararı ile isteklilerin dinamik alım sistemine kabul edilmesine ilişkin kararlar damga vergisine tabi değildir. Bu kararlardan damga v |